Cafe de Evli Adama Siktirdim Kendimi

Merhaba. Ben 1.70 uzunluğunda, 54 kiloda, esmer güzeli bir bayanım. Eski sevgilimle Beşiktaş’ta herzaman gittiğimiz bir Cafe vardı. O Cafeyi de, sahiplerini de, biz de çok severdik. Hatta yiyişmelerimizin, elleşmelerimizin çoğu o Cafede olurdu. Ben sevgilimden ayrıldıktan sonrasında Cafeye vakitsizlikten gidemez oldum.

Geçenlerde Beşiktaş’ta işim vardı, evrak almam gerekiyodu, ama 13:30’da alabileceğimi söylediler. Saat daha 11:30 idi. Ne yapabilirm o saate kadar diye düşünürken, o Cafeye gitmeye karar verdim. Hem uzun süreden beri da gitmiyordum, özlemiştim. Cafenin sahbibi Serhat, uzun boylu, 30’lu yaşlarda, esmer ve bekar biri. Anladığım kadarıyla iyi kalpli, Cafe de onun ve abisinin. Abisi de çok dürüst biri, namazında niyazında bir adam. Bir de Kemal var, orda çalışıyor, evli ve 3 yaşında bir kızı var. Kumralımsı sarışın, benden 4-5 cm uzun, çok tatlı, güler yüzlü biri. Serhat’la Kemal çok çok yakın dostlar. Aralarında patron çalışan ilişkisi asla yok, aslına bakarsan gören kimse de öyle demiyor. İkisi de eşit şartlara sahipler, Kemal bir tek ortak değil.

Oraya gittiğimde Cafe boştu, Kemal bilgisayar başındaydı. Beni görünce, “Ooo kimler gelmiş!” dedi. “Nasılsın, nasıl gidiyor?” muhabbetinden sonra yanıma oturdu, “Birşeyler içer misin?” dedi. “Çay alırım.” dedim. Çayımı getirirken, ona gülerek, “Sen evde karına da bu şekilde hizmet ediyor musun?” dedim. “Yok yaa, evde çay yiyecek ne gezer…” diye bir yanıt verdi. “Eşin sana yemek yapmıyor mu?” dedim. “Yok yapmaz, ben de ona yapmam!” dedi. Açık ki araları açıktı. Birazcık dertliydi herhalde. Eşiyle arasının kötü olduğunu, yalnız 3 yaşındaki çocukları için devam ettiklerini söyledi. “zaten karım bana güvenmez, bizim aramızdaki herşey sonlanmış oldu!” dedi. “Kağıt üzerinde evlisiniz şu demek oluyor ki?” dedim. “Evet!” dedi. Bunları anlatırken bir taraftan da bacaklarıma dokunuyordu. “Ya işte bu şekilde Pınar!” deyip dizime hafifçeçe vuruyordu.

Üzülmüştüm karısıyla kötü olmalarına. Evliliğe çok soğuk bakıyordu, bıkmıştı, mutsuzdu. Bizler konuşurken bir yandan da müşteriler gelmeye başlamıştı. İki tane kız sandviç istedi. Sonrasında Kemal beni mutfağa çağırdı, orda işi uzundu. Bu arada sabah Cafeyi Kemal 10’da açıyor, akşam 20 benzer biçimde çıkıyor, Serhat ise öğlen 14 benzer biçimde geliyor, gece 23’de kapatıyor. O yüzden yalnızdık. Kemal diğer müşterilerin siparişlerini alırken, ben de domatesin kabuklarını soydum, ince ince doğradım. Kemal yanıma geldi, sandviçleri yapmaya başladı. Sandviçleri o iki kıza götürdükten sonrasında yanıma geldi ve aniden sarıldık. Aslında benim açımdan masum bir sarılmaydı bu. Ama o dudaklarını boynuma koymuştu, nefesini kulağımda hissettiriyordu, aslate masumca değildi. Bana, “Çok cana yakınsın!” dedi. Ben o hareketinden dolayı şok olmuştum, ondan bu şekilde bir hareket beklemiyordum. Açıkcası onu tahrik edecek birşey de yapmamıştım…

Halen birbirimize sarılmış olur vaziyetteydik. “Ben su içeceğim!” deyip kollarından çıktım ve bardak alıp su doldurdum kendime. O da gelen müşterinin siparişini almaya gitti. Elmalı nargile istemişlerdi, böyle şeylerden hiç hoşlanmam, nasıl yapıldığını da bilmiyordum. Kömür benzer biçimde birşeyi ateşin üzerine koydu, alevler çıkyıyordu. Biraz ürkütücü bir manzaraydı, ama o çok alışkındı doğal olarak. Ben tezgaha dayanmıştım, bacaklarım çok hafifçe ayrıktı. Kemal bacaklarını benim bir bacağımı hapsedecek konuma getirmişti, sikini bacağıma değdiriyordu, bir yandan da konuşuyotduk. İnanın ne konuştuğumuzu bile hatırlamıyorum. Sertleşmiş yarağını resmen bacağıma dayıyordu. Ben hiçbir şey olmamış şeklinde sohbete devam ettim. Sonra aniden yüzünü yüzüme yakınlaştırdı ve dudaklarıma çok sakin bir öpücük kondurdu. Ama kendini geriye çekmemişti, benim de ona karışılık vermemi bekliyordu. Karşılık vermedim, fakat kendimi geri de çekmemiştim.

Doğrusu öpmesine izin vermiştim. Daha da gevşedi, artık rahat hareket ediyordu. Müşterilerden firar ettikça yanıma gelip, bana sarılıyordu, kokluyordu. Sarılırken bit ara eli kalçama doğru kaydı. Sonrasında tekrar yukarı doğru çıkarttı. O içeri giderken kendimi birazcık kabahatlu hissediyordum, onunla öpüştüğüm için değil, evli olduğu için. Kendimi yuva yıkan biri olarak düşünmeye başlamıştım. Aslında bu konuda kendimi rahatlatabiliyordum. Hatta inanın bana, evliliğini kurtarmasını bile istiyordum. Ondan hoşlanmıyordum, etkilenmiyordum, kalbim pır pırr da değildi. Hiçbir aşk emaresi de yoktu. Yalnız o anki heyecan hoşuma gidiyordu. Sonra saatin geç bulunduğunu farkettim, “Ben gidip evrağımı alayım, geç oldu!” dedim. Kemal, “Ben de seninle geleyim!” dedi. Çünkü Serhat gelmişti.

Yolda yürürken bazen koluna girdim, kimi zaman el ele tutuştuk. O benim belime sarılıyordu, göbeğime dokunuyordu. Ben de elimi boynundan göğsüne doğru uzattım ve göğüs kıllarıyla oynamaya başladım, “Huylanıyor musun?” dedim. “Hayır ama…” dedi ve güldü. Ben de hafifçeçe vurdum göğsüne. Tahrik oluyordu belli ki. Bilerek yapıyordum, farkındaydı. Biryandan da tahrik edici şekilde ona bakıyordum. Bunu farketti ve “Bana öyle bakma, trafikte kötü olur!” dedi. Gülümsedim, aslabir şey demedim. Sonrasında beni vapura bindirdi ve beni arayacağını söylemiş oldu. Uzaklaştım.

Eve gelip yatağıma yattım ve olanları düşündüm. Amım sırılsıklamdı, sanırım coşku beni bu hale sokmuştu. Onu düşünüp mastürbasyon meydana getirmeye başladım. Beni öptüğünü, deli gibi yiyiştiğimizi, göğüslerimi, kalçalarımı avuçladığını düşündüm. Bu tarz şeylerin hiç biri gerçekleşmedi. İyiki de yapmamışım diyorum, düşsel de yetiyor. Mastürbasyon yaparken dudaklarımı ısırıp yalıyordum, bunun sebebi onunla yiyişmediğimiz içindi. İçimde kalmıştı, tam olarak birbirimizden tat alamadık. Akşam beni aradı, halimi hatırımı sordu, kısa konuştuk. “devasa öpüyorum!” dedi. “Bende!” dedim ve kapattık. Fakat yolum yine Beşiktaş’a düşerse yanına uğramayı planlıyorum. Onunla dolaşmak tozmak istemiyordum, yalnız mutfakta minicik kaçamaklar yapmak istiyordum. Hem aslına bakarsanız onun da benimle ciddi düşündüğünü zannetmiyordum.

Aniden beni duvara yasladı, deli şeklinde öpüşmeye başladık. Çok özlemiştim onu, deli gibi de arzuluyordum. Bir eliyle göğüslerimi elliyordu, diğer eliyle de kalçalarımı avuçluyodu. “Çok güzel tenin var, çok güzelsin!” deyip duruyordu. Ben sadece şuursuzca inliyordum, tırnaklarımı omzuna geçirmiştim bile. Sonra beni kucaklayıp masaya oturttu. Bacaklarımla belini sardım, biraz da öyle öpüşmeye devam ettik. Öpüşmek hafifçe kalır, dilini boğazıma kadar sokuyordu resmen, somuruyordu beni, dudaklarımı hareket bile ettiremiyordum. Bana, “Senin heryerini yalamak isterim!” dedi. Ses çıkaramadım. Masaya doğru yatırdı, üzerime çıktı. Elini şortumdan içeri soktu, külotumun üzerinden amımı okşuyordu. Islanmıştım. “Harikasın!” diyordu…

Aniden altından kalktım ve onu ayağa kaldırdım, masaya dayadım. Seksi bakışlarımı atarak yavaşça aşağıya doğru çömeldim, niyetimi anlamıştı, hafifçeçe gülümsedi. Kemerini ve pantolonunun düğmesini açtım, daha sonrasında fermuarını indirdim. Siki aslına bakarsan pantolonunu zorluyodu. Boxerını görünce mimiklerime hakim olamadım, çok şaşırmıştım, yarağı kalın birşeye benziyordu. Daha fazla dayanamadım ve boxerını da indirdim. Hakkaten kalınca bir yarağı vardı. Birazcık inceledikten sonra dudaklarımı değdirmeye başladım. Dilimle başını yalıyor, başını ağzıma alıp emiyordum. İyice delirmişti, hırıltılarından belliydi. Sonra köküne kadar ağzıma almak için birazcık nefes aldım. O sikin hepsinı ağzıma sokunca, öyle bir ohhladı ki, tahrik olmamak imkansızdı. Eliyle başıma bastırıyodu. İyi bir ritim yakalamıştık…

Daha sonra beni masaya oturtturdu. Yeniden boynumu, göğüslerimi emmeye başladı. Eliyle de amımı yokluyordu. Deli şeklinde inlediğimi hatırlıyorum. Şortumun düğmesini açtı ve bacaklarımdan aşağıya indirdi. Külotumun üzerinden amımı dillemeye başladı. “Erkeğimmmm!” diye inliyordum. Sonra külotumu indirdi. Bacaklarımı iyice ayırdı, bir gözlerime bakıyodu, bir amcığıma. Amıma bakarak, “muhteşem!” dedi. Klitorisimi yalamaya başladı. Birazcık yaladıktan sonra parmağını amıma sokmaya başladı. Nefes alışverişlerim değişmişti. Bir taraftan klitorisimi emiyordu, öteki taraftan parmağını sokuyordu am deliğime. Deliriyordum. Kaç kere orgazm olduğumu emin olun bilmiyorum. Amcığımdan akan sular bacaklarımdan aşağı süzülüyordu, hissediyordum…

“Gir artık içime erkeğim!” dediğimi hatırlıyorum. Dudaklarıma öpücük kondurduktan sonrasında bacaklarımı omzuna aldı. Amıma ilk girdiğinde gözlerim fal taşı şeklinde açıldı. Sadece, “Hayvan! Yavaş!” diyebildim. Özür dileyip birazcık bekledi ve sonra devam etti. İçime git gel yaparken, “Çok sıcaksın, çok darsın, mahvediyorsun beni!” diyodu. Ben de, “Tek erkeğimsin, bu am hep seni bekledi, deli gibi sik beni sevgilim!” diyordum. Sonrasında posizyon değişikliği yapmış olduk ve ellerimi masaya dayayıp beni önünde domalttı. Amıma 10-15 dakika da öyle git gel yaptı. Artık gözlerimi kapamış, anın keyfinı çıkartıyordum, dizlerimin de bağı çözülmüştü…

“Boşalacağım!” diyerek sikini am deliğimden çıkardı. Derhal önüne eğildim ve ağzıma aldım, birazcık sikini yaladıktan sonra göğüslerime doğru haykırarak boşaldı. Ben de spermlerini göğüs uçlarıma iyice sürdüm. Sonra kalktım ve “Mükemmeldin sevgilim!” deyip boynundan öptüm.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir